25 Eylül 2014 Perşembe

Bir Annenin Mevsimsel Hastalıklarla İmtihanı 1 :-))

    Merhaba,
    Hali hazırda severek okuduğum ve mutlaka paylaşmak istediğim iki kitap var, ayrıca birkaç da tarif. Ama hayatımda denge tutturmak için çaba sarfettiğim önemli ve öncelikli ayrımında evimizin hastalık reçeteleri öne geçti. Bu yazının da konusu oldu böylelikle :-) Bu yazının devamı burada...


    Yaklaşık dört yıl önce tamamen farklı sebeplerle Alternatif-destekleyici Tıp doktorlarından hayli meşhur birine gittik. (O zamana kadar bağışıklık sisteminin bu kadar önemli olduğundan habersiz, ateş-öksürük vb. konularda bile hemen kimyasal ilaç takviyesine başvuran bir aileydik. Hatta oğulçenin yılda birkaç defa acile yatmışlığı vardır yüksek ateş sebebiyle.) Bu doktorla görüşmelerimiz geleneksel tıbba ilgi duymama sebep oldu ve bu konudaki açlığım geçene kadar okumalarımı bu yöne odakladım. Takip ettiğim bloglardan birinde ateşle ilgili gayet tafsilatlı olan yazıyı okudum. Yazılanlar, ateş tecrübelerim ve doktorlardan dinlediklerimi de göz önüne aldığımda çok mantıklı geldi. Ve beni rahatlattı. Sonrasında Tıbbı Bitkiler Merkezi'nde Ev Tıbbı Seminerleri'ne katıldım. Tıbbı Çay Demleme (bununla ilgili bir yazı da sırada bekliyor :-)......) ve Uçucu Yağ'ların insan vücudundaki etkileriyle ilgili öğrendiklerim sayesinde mevsimsel hastalıklarla başa çıkmanın ya da en azından tedbir almanın hiç de zor olmadığını anladım. 
    Bu uzun girizgahtan sonra yine uzuuuun bir yazı okumaya hazır olun. Çünkü bu sefer takip ettiğim ingilizce bloglardan birinde okuduğum ve istifade ettiğim konumuzla alakalı bir yazıyı da çeviri olarak ekliyorum. Çeviriler çevirmenin ufkuna göre şekillenir diyerek başlayalım.
    Yazıda bahsi geçen kitap; Perfect Health for Kids, Çocuklar için Mükemmel Sağlık

PerfectHealthyforKids
Her anne babanın bilmesi gereken 10 Ayurvedik Sağlık Sırrı
     Kitap hastalıklara yakalanmamak, sağlığımızı korumak hakkında. Ben sağlıkla ilgili hayati önemde çok şey öğrendim bu kitaptan. Öğrendiklerim sadece çocuklarımızın sağlığıyla değil, bunun yanında bütün ailemizle ilgili. Yeni okul yılına başlarken kitabı tekrar okudum çünkü sağlıklı olmamız zihinsel odaklanma için elzemdir. Çocukların okulda paylaştıkları mikrop ve virüslerin aleyhinde olan bu kitap, sportif faaliyetlerinde ihtiyacı olan kuvvet ve dayanıklılıklarını geliştirmeye yardımcı olmak için muazzam bir kaynak. Hastalık belirtilerine karşı pek çok çare içermesine rağmen asıl önemsediği önleyici dikkat; "Lucas'ın annesine dedim ki, bir kulak ağrısı, soğuk algınlığı, grip için en iyi ilaç ortaya çıkmasına meydan vermemektir. Haydi Lucas'ı nasıl iyileştireceğimizi, sağlıklı olduğunda da sağlığını korumanın yollarını öğrenelim." 
    Kitabın yazarı Dr. John Douillard, Hindistan'da Ayurvedic Tıb çalışanı. Aynı zamanda 'Vücut, Akıl ve Spor' adlı bir kitabı daha var. 
    Bu kitap oldukça iyi düzenlenmiş, okuma kolaylığı sağlayan mantıksal bir akışa ve dile sahip. Birinci bölüm çocuğunuzun dosha haritasını çıkarmak ve cinsini tespit etmekle ilgili. Dosha; bireye özgü piskokimyasal özellikler grubudur böylece kişilerin fizyoloji ve psikolojilerini derin düzeyde etkileyen enerjilerdir. Dr. Douillard geleneksel dosha isimleri "Vata, Pitta, Kapha" yerine "yaz, ilkbahar, kış " kullanıyor mevsimsel sağlığı takip etmek için. Kitabın devamında da buna göre diyet önerilerini sıralıyor. Gelecek on bölümün ayrıntıları, sağlıklı kalmak için yaşamımızda özen göstereceğimiz, çok da gizli olmayan alanlar. Bunlar; mukus (ciğerler ve solunum sistemi), sindirim sistemi, su giriş sistemi, vücut saati ve devinimi, mevsimler ve diyetimiz, ilaçlar, kimyasallar ve alerjenler, doğal sağlık takviyeleri, rutin önleyici muayeneler, ruh sağlığı ve solunumun önemi, olarak sıralanabilir. Bu kitaptaki tavsiyelerin sadece çocuklarımız için değil herkes için uygulanabilir olduğunu tekrarlamalıyım. Çocuklarımın hayatı ve kendi hayatımızda uyguladığım şeylerden birkaçını şöyle özetleyebilirim;
bitki cayi mkl

1) Hint safranı (çev.notu; bir sürü aktar gezdim, hepsi zerdeçal olduğu yönünde mutabık :-).......) öksürük ve burun akıntısı için ev ilaçlarımın gözdesi. Tarif kitapta şu şekilde; "bir parça hint safranı bir miktar bal karışımı çocuklar için çok etkilidir." Benim aileme uyarladığım tarif ise;
-1 çay k. hint safranı
-1 çay k. saf bal
-1 sb. ıhlamur çayı (çev.notu; ıhlamurun hoş kokulu bir içecekten ziyade tıbbi faydalarını açığa çıkarmak için nasıl demlenmesi gerektiğini başka bir yazıda anlatacağım) 
Hint safranı ve ıhlamuru bir fincan sıcak suda demleyin ve bal ile tatlandırın. Çocuklar üzerinde mucize etkisi gösterir.
2) Soğuk süt ve soğuk-buzlu içeceklerden kaçınmak
3) Dr. Douillard, özellikle homojenizasyon ve belki pastorizasyon sürecinin sütteki inek sütünü hazmetmemizi sağlayan enzimlerin çoğunu bozduğunu ortaya koyuyor. Muhtemelen bu homojenizasyon süreci laktoz (süt şekeri) intoleransı (hazımsızlık)na sebep olur. Süt ılık tüketilmeli ve özellikle çocuklar öğünle birlikte süt içmemelidir. Ben homojenize edilmemiş, otlayan ineklerin organik sütünü alırım (alışılmış sütün iki katına mal olur) ve her zaman ılık servis ederim.
4) Bilmemiz gereken bir diğer şey de günlük devinim (vücut saati) ve günlerini (öğünler, faaliyetler vs.) planlamaktır. Sonuçta, genel iş ve okul saatlerinin sabah 8.00 den öğleden sonra 15.00-17.00 a kadar olduğu göz önüne alınırsa bu mümkün değil. Ben kendi ailemde bunu öğünlerimizin dağılımına uyarladım;
-Hafif kahvaltı, hafif öğle yemeği, kuvvetli akşam yemeği yerine
-Dolu dolu kahvaltı ve öğle yemeği, hafif atıştırma, hafif akşam yemeği (yaklaşık dört saatte bir).
Çev.notu: Bizim evde de öğünler şu şekilde oluyor hafta içi; Sabah kuvvetli, ne ararsan var şeklinde bir kahvaltı, oğulçe okulda saat 10.20 de beslenme çantasındakileri yiyor, saat 12.00 da öğle arasında eve geliyor. O zaman bir bardak az kahveli süt yanına kek, kurabiye vs. yiyorlar kardeşiyle. Ben de günün geri kalan kısmını enerjik geçirebilmek için sütlü kahve içiyorum. Saat 15.00 de okul dönüşünde meyve yiyoruz. Saat 18.00 civarında da akşam yemeğimizi normal şekilde yiyoruz.
Bu döngü benim kan şekeri seviyemi korumama yardımcı oluyor ve öğle yemeği ile akşam yemeği arasında aşırı acıkmamı engelliyor. Keşke aynısını çocuklarımla birlikte yapabilsem. Onlar vakitlice uyandıklarında mükemmel kahvaltı ediyorlar. ancak öğle molaları hem gerçekten kısa hem çok erken. Böyle olunca okuldan çıkıp kampa gittiklerinde çok aç oluyorlar. İkinci kuvvetli öğün yerine hafif atıştırma yiyorlar. Sonuç olarak özellikle oğlum eve çok aç geliyor, akşam yemeği vaktine kadar atıştırmak istiyor.
5) Hepimiz nefes almanın çok önemli olduğunu biliriz. Dr. Douillard burandan doğru nefes almanın çok daha önemli olduğunu savunuyor.
Çocuklar burunları sayesinde doğru nefes alıp verirler ve ciğerlerinin alt lobunu kullanırlar. Büyüdükçe bu alışkanlıklarını kaybederler. Burundan ve derin nefes almak vücut ve beyin sisteminin dayanıklılığına yardımcı olur. "Vücut, akıl ve beyin" kitabında bu konudan daha ayrıntılı bahseder.
Kitabın ayrıntıları, meyve ve sebzeler, dosha ile mevsimlerin uyumu, dosha ile damak tadı, hastalıkların bitkisel çareleri, dosha, mevsimler üzerinedir.
"Çocuklar İçin Mükemmel Sağlık" kütüphanenizdeki sağlıkla ilgili kaynak kitapların en iyilerindendir. Kolay kolay hastalanmayan sağlıklı nesilleri çoğaltmak isteyen kişiler içindir.
     Çeviri burada bitiyor. Gelelim benim kendi ailem için uyguladığım tedbirler ve reçetelere.
   Fasülyelerimin uyku düzenini güneşe paralel olarak düzenlemeyi başardım çok şükür. Sabah seherinde kalkarlar, güneş battıktan en geç yarım saat sonra yatarlar. Hücrelerimizin yenilendiği saatleri uykuda geçirmelerini önemsiyorum.
    Sabah uyanınca bir çay bardağı ılık suya karıştırdığım 1 tk. ev sirkesi ve bal ile şerbet hazırlıyorum ikisine de severek içiyorlar. Bunu hem kan şekerlerini dengede tutmak hem bütün gece büzülmüş bağırsaklarını harekete geçirmek hem de enerji vermesi amacıyla yapıyorum. Herkese tavsiye ederim.
    Sabah kahvaltılarını mutlaka evde hazırladıklarımla yapmalarını sağlıyorum. Çok yemeleri için asla ısrar etmem ama dengeli yemeyi öğretmeye çalışıyorum.


      Oğlum öğle arasında eve geldiğinde ve diğer öğünlerde yakalamaya çalıştığımız düzeni yukarıda  yazdım.
     Akşam yemeğinde kuru baklagil ya da et pişirmediysem ya yemek esnasında ya da uyumadan önce kefirli ayran içiyoruz hep birlikte. Ayrıca günde üç porsiyon kalsiyum grubundan gıda yememize dikkat ediyorum. Yaklaşık 15 günde bir (aslında daha sık hazırlamalıyım) de susam sütü içiyoruz.
    Beslenmeyle ilgili rutinimizle bağışıklık sistemimizi içeriden desteklerken bence bir o kadar önemli husus dışarıdan da yıkmamaya gayret etmek. Bunun için aldığım sade tedbirler ise şöyle;
    Bizim evde 3T olarak isimlendirdiğim Televizyon-telefon-tablet üçlüsüyle ilgilenmenin toplam süresi 1 saatle sınırlı çok şükür. Arada istisnalar olmuyor değil ama genel olarak böyle. Pasif seyirci olarak zaman geçirmek yerine hareket etmeyi tercih ediyoruz.
    Evimde yaklaşık üç yıldır deterjan ve türevlerini kullanmıyorum. Bunun için çeşitli usüller deniyorum sürekli ve kendim için en iyisini yakalamaya çalışıyorum. Mesela saf zeytinyağlı sabunla banyo yapıyorlar, sıvı sabun, şampuan kullanmıyoruz. Bunu hem dünyamızı hem kendimizi korumak için yapıyoruz.


     Ambalajlı gıdalar için hem taviz hem tedbir mahiyetinde şöyle bir çözüm buldum; pazar günleri özgürlük günümüz. Diğer günler ambalajlı hiçbir şey (makarna hariç) yemiyoruz. O gün marketten ikisi de istedikleri üç farklı şeyi satın alıp yiyebiliyorlar. Pazar günleri oğlumun tabiriyle eğlencenin ve keyif yapmanın dibine vuruyoruz :-))
    Evimin her odasında radyasyon için oda tuzu bulunduruyorum.
   Çocuklarım ve ben kalabalık bir ortama gireceksek ve oğulçeyi okula gönderirken yakamıza okaliptüs yağı sürüyoruz. Mikropları uzaklaştırdığını okumuştum.
    Soğuk sıcak demeden açık havaya çıkıyoruz ve evimizi mutlaka uzun süre havalandırıyoruz.
   Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Hastalandıklarında neler yaptığımı çok teferratlı yazmayacağım, her anne kendi çocuğunun doktoru olabilir belki de.. Hastalanmaya karşı bakış açımı da bu yazıda anlatmıştım daha önce.

Not: Bu yazının devamı niteliğinde bir yazı daha ekledim, okumak için burayı tıklayın.
    

8 yorum:

  1. Güzel bi paylaşım olmuş fakat nacizane fikrim yazınız uzun olmuş,iki bölüme ayırıp yazsaydınız iyi olabilirdi belki. Kitapla ilgili yazınız okuduğunuz kitap bölümünde yer alsaydı malum vakitler kısıtlı zaman bizler için önemli alelacele okumaktansa faydalı bilgileri anlayarak okumayı tercih ederim. Bilgi içinde bilgiler kayboluyor dediğim gibi nacizane fikrim.

    YanıtlaSil
  2. Hımmm, haklı olabilirsiniz. Kitabı ben okusaydım 'çocuklu evin kitapları' etiketinde yazabilirdim ama bu kitabın özeti mahiyetinde ingilizce bir blog yazısının çevirisini ekledim yazıya. O yüzden kendi yazımı desteklemesi ve zenginleştirmesini istedim. Estağfirullah. Yorumlarınız ve farklı bakış açılarınız benim için önemli. Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  3. Dikkate alıp cevap yazdığınız için ben teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  4. Rica ederim, Ayrıca kullanıcı adınıza imrenmedim desem yalan olur :-)

    YanıtlaSil
  5. :) teşekkür ederim. Bazen kendi içimizde kendimizle başbaşa yolculuklara da çıkmak gerekli o yüzden bende seviyorum kullanıcı adımı. Bu arada çeviriyi yapan sizseniz kitabıda çevirirken okuyan siz oluyorsunuz değil mi ! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben kitabı çevirmedim ki, yazımda da link verdiğim üzere practicalmama isimli blogger kitaptan özet niteliğinde bahsetmiş. Ben o yazıyı çevirdim.

      Sil
    2. Hmm anladım o gün çok vaktim yoktu özet halinde okuduğum için atlamışım okudunuz ve bi bölümünü paylaştınız zannettim. Kolay gelsin emeğinize sağlık.

      Sil
    3. Teşekkür ederim.

      Sil